GüncelSiyaset

Saadet Partisi, “Geçim İttifakına” davet etti

Saadet Partisi, yaşanan ekonomi sorunlara karşı vatandaşları "geçim ittifakına" davet etti

“Kıymetli hemşehrilerimiz; ülkemizin, şehrimizin ve insanımızın dertleri her geçen
gün katlanmaktadır.
Siyasetteki skandallar, ekonomideki beceriksizlikler ve salgın süreci derken
insanlarımız adeta patlama noktasına gelmiştir.
İktidardaki arkadaşlar gündemi meşgul etmek ve ekonomik krizi gölgelemek
için her geçen gün yeni bir müjde vermeye çalışıyorlar ama kendileri dahi
bunlara inanmıyorlar, içten içe gülüyorlar.
Ne siyasette ne de ekonomide artık mızrak çuvala sığmıyor, beceriksizliğin
bedeli yanlış politikalarla halkımıza ödetiliyor ve gelecek nesillerimize dahi
fatura ediliyor.
Biz Saadet Partisi olarak, insanımızın, ülkemizin, devletimizin sorunlarını
konuşuyor, iktidarın yanlış politikalarını eleştiriyor ve bunların çözüm yollarını
gösteriyoruz.
İktidardaki arkadaşlar ise dertlere derman olmak yerine dertlerden
besleniyorlar, onları bilerek büyütüyor ve derinleştiriyorlar.
Her geçen gün sayıları artan mazlumlar, mağdurlar ve mahzunlar ordusu,
iktidarın tutum ve davranışlarındaki akılsızlığı ve yanlışları gösteriyor.
Bütün bunlar ehliyet ve liyakatin esas alınmadığı bir yönetim anlayışının doğal
sonucudur.

Çetelerin ortaya çıkması, mafyanın türemesi, mide bulandırıcı siyaset-medya-
mafya üçgeninin oluşmasının temel nedeni işte bu yönetim anlayışıdır.
Bu anlayışta olanlar ise milletin geçim derdini umursamamaktadır.
Kıymetli hemşehrilerimiz; yönetme kabiliyetini yitirenler, iyi gün – kötü gün
demeden vergi toplayanlar; esnafımızı ve topyekûn insanımızı zor günlerinde
yalnız bıraktılar.
Vatandaşın derdi ile dertlenmeyi külfet görenler, kendi itibarları uğruna
milletimizin emeklerini israf ettiler.
Kendileri ve yakınları varlık içinde yüzerken, milyonların geçim derdini
görmezden geldiler ve maalesef inatla görmezden, duymazdan gelmeye
devam ediyorlar.
Yanlış politikalarında ısrarcı olarak ekonomiyi çıkmaza soktular, insanımızı
hayat pahalılığına ve geçim sıkıntısına maruz bıraktılar.
İşçiyi, esnafı, memuru, emekliyi dert sahibi yaptılar. Sanayicimizin, çiftçimizin,
besicimizin üretim arzusunu kırdılar; bankalara köle yaptılar, faiz lobilerinin
ekmeğine yağ sürdüler.
“Devlet olarak zor günlerden geçiyoruz” diyerek insanımızın duygularını
sömürdüler; vatandaşımıza zor günlerinde sırt çevirdiler.
Bugün ülkemizde olduğu gibi şehrimizde de;
Siftah yapamadan dükkân kapatan, pandemiden dolayı iflas eden yüzlerce
esnafımız var!
Bu caddelerde, sokaklarda işsiz gezen ve gelecek hayalini yurt dışında
yaşamak üzere kuran binlerce gencimiz var!
Başını yastığa koyduğunda, ay sonu nasıl gelecek, kira ve faturalar nasıl
ödenecek diye kara kara düşünmekten gözlerine uyku girmeyen on binlerce
insanımız var!

Maalesef, geçim sıkıntısının bunalımıyla intihar edenler var!
Yarınlara umutla bakması gerekirken geleceğe kaygıyla bakan gencecik
kardeşlerimiz var!
En büyük hayali sorulduğunda, “Babamın iş bulması ve borçlarımızı
ödeyebilmesi” cevabını veren yavrularımız var!
Çocuğunun istediğini alamadığı için evine geç giden ve sabah okula giderken
bir simit parası veremediği için hicap duyan nice ana-babalar var!
İçinde bulunduğumuz bu perişan halin bir tek sorumlusu varsa, o da ülkeyi
yöneten iktidardır!
Maalesef iktidar meselelere yanlış yaklaşmakta, “ben yaptım oldu” mantığını
esas alan bir yönetim anlayışı ortaya koymaktadır.
Türkiye’mizin bir an öce vakit kaybetmeden bu anlayıştan kurtulması
gerekmektedir.
Adeta her gün yapılan zamlar, milletimizin sırtına yüklenen ağır vergiler,
esnafımıza bir tülü verilmeyen destekler, işsiz bırakılan insanlarımız…
Ve vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmı açlık ve yoksulluk sınırının altında
hayata tutunmaya çalışırken, bunca sorunumuz varken, bu sorunların
çözümüne ilişkin bir tek doğru adım atılmıyor.
İktidar yanlış yapıyor, daha da kötüsü bu yanlışlıkları bilerek, isteyerek ve hatta
inadına yapıyor!
Geçtiğimiz günlerde Sn. Ak Parti Genel Başkanının ifade ettiği; “Aç olarak
dolaşanları buyurun, siz de doyuruverin!” sözlerinden hicap duyduğumuzu
ifade etmek isteriz.
İnsanımızı aç ve yoksul bırakanlar, kendileri değil mi?
Kıymetli hemşehrilerimiz; müsterih olun, umudunuzu hiç kaybetmeyin! Biz varız!

Biz, yolsuzluğun her türlüsünü, israfı ve verimsiz harcamaları önlemek için
buradayız, hazırız.
Yanlış yönetilen kaynakları vatandaşımıza aktarmakta kararlıyız!
Biz, ülkemizde açlık ve yoksulluk diye bir problem, geçim derdi diye bir dert
kalmasın diye buradayız, çalışıyoruz ve sizlerle beraberiz.
Değerli arkadaşlar…
Tekrar ifade ediyorum; umutsuzluğa yer yok, karamsar olmaya hiç gerek yok!
Karanlığın en koyu olduğu an şafağın en yakın olduğu andır. Herkes bilmeli ki;
şafak yakın!
Evet, dert var, sorun var ama çözüm de var; işte biz buradayız!
Bizler Saadet Partisi olarak insanımızın geçim mücadelesine destek olmak,
insanımızı dinlemek, sesine ses olmak ve sorunlarına çözüm üretmek için hep
birlikte bir “Geçim İttifakı” kuralım istiyoruz!
Türkiye’nin bugünkü haline bakıp da üzülen, bunalan, yorulan ve sıkılan her bir
vatandaşımıza “Geçim İttifakında” bir araya gelme çağrısında bulunuyoruz.
Çünkü iktidarın yanlış ekonomi politikalarındaki inadı ve insanımızın derdine
duyarsız kalması sebebiyle geldiğimiz noktada; sorunlar, sıkıntılar, problemler
artık mutfaklardaki tencerelere dayanmıştır.
Biliyoruz ki uzun zamandır giderek daha da pahalıya kaynayan hepimizin
evindeki bu tencere; artık kaynamaz hale gelmiştir.
Görüyoruz ki iktidar umursamasa da görmezden gelse de evlerimizdeki bu
tencere; aş değil, dert pişirmeye başlamıştır!
İnsanımızın çarşı-pazardan eli boş dönmek zorunda kalması nedeniyle bu
tencere; artık dolmaz hale gelmiştir!

Şehrimizdeki, ilçelerimizdeki, mahallelerimizdeki bir çok hanenin ocağındaki
bu tencere; artık patates-soğanı dahi bulamaz hale gelmiştir!
İşte bu nedenlerle biz Saadet Partisi olarak;
-Hayat pahalılığına,
-Adaletsiz gelir dağılımına,
-Üretmeyen ekonomiye,
-İşsizliğe,
-Ağır vergilere,
-İtibar uğruna yapılan israflara karşı çıkarak;
“Bu tencerede artık dert değil, aş pişirmek istiyorum.” diyen
Tüm vatandaşlarımızı,
Hepimizin ortak gündemine; Geçim İttifakı’na davet ediyoruz!
Mutfağımıza, evimize, sokağımıza, mahallemize, ilçemize, şehrimize ve de
ülkemize hep birlikte sahip çıkalım istiyoruz!
İşimize, aşımıza, kendimize ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkalım
diyoruz!
Çünkü biz daha iyisine, en iyisine layığız, bizim diğer toplumlardan hiçbir
eksiğimiz yok, hatta fazlamız var.
Biz sadece yanlış yönetiliyoruz ve bunu hak etmiyoruz!
Saadet Partisi olarak bu yanlış yönetim anlayışının sebep olduğu sıkıntılara
artık daha fazla katlanmak zorunda değiliz diyoruz.
Şimdi Geçim İttifakı Acil Eylem Planımız çerçevesinde hazırladığımız
çözüm önerilerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum:

1.İsraf ekonomisinden üretim ekonomisine geçilmeli, özellikle gıda
enflasyonunu önlemek öncelikli hedef haline getirilmelidir.
2. Açlık sınırının dahi altında düşen asgari ücret yeniden düzenlenmeli ve bu
ücretlerden vergi alınmamalıdır.
3. Yeni istihdamlar vergi indirimleri ve hibelerle desteklenmelidir.
4. Girişimcilere yönelik finansman olanakları genişletilmeli; katılım yapıları
oluşturulmalıdır.
5. Esnafımıza acilen Sicil Affı getirilmeli, yeni ve bembeyaz bir sayfa açmaları
kolaylaştırılmalıdır.
6. İş kurma ve iş yapabilme süreçleri hızlandırılmalı, bunaltıcı bürokratik
engellerin tamamı kaldırılmalıdır.
7. Kredi kartı faiz oranları düşürülmeli; yerli malı ürünlerde vade sayısındaki
artışlar teşvik edilmelidir.
8. Bankaların pos cihazı komisyon oranları sıfırlanmalı ve para akışlarındaki
gecikmeler kaldırılmalıdır.
9. Elektrik, su, doğalgaz, internet ve iletişim giderleri gibi sabit giderlerden
alınan vergiler azaltılmalı ve uzun vadede kaldırılmalıdır.
10. Esnaf ve sanatkarlarımızın küçük ölçekli işlemlerde yaşadıkları kısa
dönemli ödeme aksaklıklarının giderilmesi için ivedilikle bir fon oluşturulmalıdır.

Bunlar acilen atılması gereken adımlar, kıymetli hemşehrilerimiz.
İnsanımızın, esnafımızın, asgari ücretli çalışanlarımızın hızlı bir şekilde
toparlanması ve bir nebze de olsa rahat nefes alabilmesi için hayata
geçirilmesi gereken adımlar.
İnanın bunlar zor değil, yeter ki vatandaş odaklı politikalar esas alınsın.
Yeter ki, insanımızın derdini, geçimini önceleyen kadrolar iş başında olsun.

Herkesi bunları düşünmeye, bu sese kulak vermeye ve bu çağrımıza ortak
olmaya, milletin derdiyle dertlenen kadroları yetkilendirmeye davet ediyoruz.
Yüzlerimizdeki tebessümü, evlerimizdeki neşeyi, işimizdeki bereketi yeniden
kazanacağımız günler temennisiyle her birinize sağlıklı ve hayırlı günler diliyoruz.”

Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu