mürettebat “Karşımızdaki limanın ışıklarını izliyoruz ama eve dönemiyoruz”

Çanakkale açıklarında 51 gün önce kaza yapan ve ardından terk edilen New Life gemisinde görevli 11 kişi, deniz suyuyla duş alıyor, 2 günlük erzakla hayatta kalmaya çalışıyor. Armatörün kayıplara karıştığı gemideki mürettebat, “Delirme noktasına geldik” diyor.
Gemi terklerinde Avrupa lideri Türkiye’de bir gemi daha sahibi tarafından terk edildi. Mürettebat, yaklaşık 2 aydır terk edildikleri denizden kurtarılmayı bekliyor.
Ukraynalı bir şirkete ait Kamerun bayraklı New Life kuru yük gemisi, Çanakkale Köprüsü’nün ayağına çarptıktan sonra terk edildi. Kazadan bu yana 51 gündür terk edilmiş halde gemide mahsur kalan mürettebatın yalnızca 2 günlük erzağı kaldı. Çanakkale Kumkale açıklarındaki gemide görev yapan 11 kişi, gıda ve para olmadan kurtarılmayı bekliyor.New Life, Ukrayna İzmail Limanı’ndan yüklediği soya fasulyesi ile İzmir’e seyrederken 10 Haziran gece 22.30 sularında Çanakkale Köprüsü’nün sağ ayağına çarpmış, sahil güvenlik ekipleri tarafından güvenlik gerekçesiyle Kumkale Karanlık Liman açıklarında demirletilmişti. Gemide çalışan 7’si Azerbaycan, 4’ü Ukrayna’dan olan 1’i kadın 11 işçi ise deniz suyuyla duş alıyor, yakınlardaki gemilerden su istiyor ve kalan kumanyayla idare etmeye çalışıyor.
MAAŞSIZ, AÇ, SUSUZ MAHSURLAR
BirGün’ün ulaştığı mürettebat, Liman Başkanlığı’nın kendileriyle ilgilenmediğini ifade ederek, sürecin kendileri için tıkandığını söyledi. Geminin 2’nci kaptanı Habil Beylerov, 4 aydır maaş alamadıklarını, neredeyse 2 aydır da terk edilmiş halde Çanakkale açıklarında beklediklerini anlatarak gemide yüklü bulunan soya fasulyesinin alacakları karşılığı haczedilmesini talep ettiklerini söyledi. Gemiden kurtulmayı başarabilen personelin de kendi ülkelerine dönecek kadar dahi parası bulunmadığını anlatan Beylerov, “Armatör kayboldu, tek başımıza kaldık. Psikolojik olarak çökmüş bir haldeyiz, gıdamız 2 günlük kaldı suyumuz tamamen bitti, bize kumanya sözü veren çok oldu ama yemek yok. 2 aydır denizdeyiz, kimseye derdimizi anlatamıyoruz. Düşünün yaklaşan yok, gelen yok, giden yok, karaya ayak basmamışız. Delirmiş, sinirli, öfkeli haldeyiz, kavga ediyoruz devamlı. Kaptan yemek için acenta bulmuş, daha bize yemek ulaşmadı” dedi.
Psikolojik olarak kötü bir durumda olduklarını anlatan Beylerov şöyle konuştu: “Karaya çıkamıyoruz, Karanlık Liman’da demirdeyiz, karşımızda sahil, ışıkları görünüyor, ama gidemiyoruz işte… Türkiye’nin haline de üzüldüm, 93’te burada eğitim aldım, bu hale nasıl düşmüş, Liman Başkanlığı karşımıza çıkmıyor. Şirket bizimle zaten ilgilenmiyor ama Türkiye niye ilgilenmiyor? Ölüm değil ya, bir çıkar yol bulunamaz mı? Nasıl olacak, ailelerimiz de Azerbaycan’a şikayet etmiş, e ama ben hâlâ denizdeyim, eve nasıl gideceğim? Aylardır ailelerimizi görmüyoruz. Bekliyoruz sadece. Şirket gelsin, onların borçları bizi ilgilendirmiyor, çalıştığımızın hakkını istiyoruz. Çıldırma noktasına geldik. 1 kadın personel var, şeker hastası, ilaçları bitti. Ben böyle muamele düşmanımdan görmedim. Daha ne kadar deniz suyunda elbise yıkacağız, sonumuz ne olacak, bilmiyoruz işte.”
TEK BİR MUHATAP YOK
Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF) İstanbul Enspektörü Mehmet Emre Avcı, BirGün’e yaptığı değerlendirmede “Süreç adeta tıkanmış durumda. Geminin köprüye çarpması yerel otoritelerin gemiyi tutmasına sebep oldu. Ama karşı tarafta muhatap yok. Armatör ortada yok, Ukraynalı biri olduğu söyleniyor, adeta kaybolmuş, nerede olduğu belli değil” dedi. Gemiye bir acentanın şimdilik bedelsiz olarak kumanya ulaştırdığını söyleyen Avcı, gemideki mürettebatın bir an önce ülkelerine dönmek için ITF’in de devrede olduğunu söyledi. Avcı, “Gemi zaten hasarlı, kazada kamu malına zarar da oluşmuş. Gerek Lİman Başkanılığı’nın soruşturması, gerek yükün haczedilerek mürettebatın payını alması süreçleri çok uzun. Bizim en acil çabamız her birini ülkelerine yollayabilmek. Ancak güvenlik tedbirleri gereği bütün mürettebatın gemiden ayrılması neredeyse imkansız” dedi. Bürokratik süreçlerin uzun sürebileceğinin altını çizen Avcı, “Armatör yok, sigorta kulübü de Ukraynalı bir şirket, onlar da muhatap olmuyor, sürece destek vermiyor. Devlet de muhatabını bulamıyor. Kimse sorumluluk almıyor. Kamerun bayrağı, denizcilikteki en kötü bayraklardan biri, hiçbir legal dayanağı, muhatabı yok onun da. Süreç zorlu, biz de ITF olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” diye konuştu.