Güncel

“Katledilen kadınların hesabını soracağız”

Kadınlar, Şişli’de bir çöp kutusunda uzuvları kesilmiş halde bulunan Durdona Khokimova’nın katledilmesine karşı toplandı. Cansız bedeninin parçalarının bulunduğu Kuyulubağ Sokak’a yürüyen kadınlar, erkek şiddetine tepki göstererek, “Göçmen kadınlar yalnız değildir” dedi.

Kadınlar, İstanbul Şişli‘de bir çöp kutusunda uzuvları kesilmiş halde bulunan Durdona Khokimova için bir araya geldi.

Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler’in çağrıda bulunduğu eylem, saat 16:00’da Osmanbey metro durağı Pangaltı çıkışında başladı.Yüzlerce kadın, metro durağında buluşup Kuyulubağ Sokak’a yürüdü. Erkek şiddetine karşı bir araya gelen kadınlar, yürüyüşte “Durdona Khokimova öldürüldü. Bedeni parçalandı ve bu sokakta çöpe atıldı” pankartını taşıdı.

Sloganlar eşliğinde yürüyen kadınlar, “Erkek şiddetini engelle”, “Güvenli ve özgür yaşamlar istiyoruz”, “Kadın cinayetleri politiktir”, “Şişli’de bir yılda 3 kadın cinayeti“, “Göçmen kadınlar yalnız değildir” ve “Katledilen kadınların hesabını soracağız” yazılı dövizler taşıdı.

“ERKEKLERİN SIRTINI DAYADIĞI PATRİYARKAYI TANIYORUZ”

Kadınlar, Durdona Khokimova’nın bedeninin bulunduğu sokakta basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasında şunlar kaydedildi:

“Bugün buradayız; çünkü dün Kuyulubağ Sokak’ta bir çöp konteynerinde başı kesilmiş bir kadın bedeni bulundu. Yani bu sokakta yanı başımızdan geçen bir erkek, bir kadını öldürüp, parçalayıp çöpe attı. Öldürülen kadının Özbekistanlı Durdona Khokimova olduğunu ve Dilshod Akhrol Ugli Turdimurotov ile ona yardım eden Gofurjon Akmalkhonovich Kamalkhodaev adlı erkekler tarafından öldürüldüğünü saatler sonra öğrenebildik. Durdona Khokimova’nın yaşamını bilmiyoruz ancak bu cinayetin ardındaki erkek şiddetini çok iyi biliyoruz, tanıyoruz. Bir kadını, göçmen bir kadını öldürüp bedenini parçaladıktan sonra işlek bir sokağa atabilme cüretini gösteren erkeklerin sırtını dayadığı patriyarkayı tanıyoruz.

Erkekler; koruyucu önleyici politikaları hayata geçirmeyen, şiddet faili erkekler hayatlarını rahatlıkla sürdürürken kadınları çaresiz ve seçeneksiz bırakan devletten aldıkları güçle kadınları öldürüyorlar. Erkek şiddetine maruz kalan kadınlar karakollara başvurduğunda şikayetleri görmezden geliniyor, çoğu zaman işlem başlatılmıyor. Göçmen kadınlar ise sınır dışı edilme tehdidinden, çoğu zaman karakollarda maruz kaldıkları şiddetten dolayı başvuru dahi yapamıyor. Kadınların ısrarlı mücadelesi sonucu verilen uzaklaştırma kararları etkin uygulanmıyor; gizlilik sağlanmıyor; kadınların hayatları tehlikeye atılıyor ve uzaklaştırma kararına uymayan erkek ceza almıyor.

Birkaç gün önce İzmir Menemen’de 26 yaşındaki Gözde Akbaba uzaklaştırma kararı olmasına rağmen kendisini daha önce de ölümle tehdit eden eski erkek arkadaşı Lokman Etken tarafından, kendi evinin önünde, sokak ortasında katledildi. Dün, Antep’te boşanma aşamasında olduğu kocası Adem Külah, Sibel Külah’ı koli bandıyla bantlayıp başından aşağı kezzap döktü. Sibel Külah’ın kafa derisi tamamen yandı, görme kaybı oluştu.

“ERKEK ŞİDDETİ İKTİDARIN KADIN DÜŞMANI POLİTİKALARININ İŞBİRLİĞİNDEN DOĞUYOR”

Sibel Külah’ın maruz kaldığı erkek şiddeti de, Şişli’nin göbeğinde bedeninin parçaları çöp kutusunda bulunan Durdona Khokimova’nın katledilmesi de münferit değil. Erkek şiddeti patriyarka ve iktidarın kadın düşmanı politikalarının işbirliğinden doğuyor. Erkekler kadınları sindirmek, cezalandırmak ve kontrol etmek için şiddeti bir araç olarak kullanıyorlar. Ve biliyorlar ki erkek yargı, kadınlar öldürüldüğünde etkin bir soruşturma yürütmek yerine kadınların yaşamlarını tartışıyor; fail erkekleri sistematik şiddetle birlikte ele almak yerine “iyi hâl” indirimleriyle cezasızlığı kurumsallaştırıyor.

Katiller mahkeme salonlarında kadınları suçlamanın, iyi giyinmenin indirim getireceğini, aldıkları cezanın infazının ise birkaç yılla sınırlı olacağını biliyorlar. Çünkü bu ülkede yargı, erkeklerin kadınları öldürme hakkı olduğunu düşünüyor. Yerel mahkemelerden Yargıtay’a utanç dolu kararlarla bunu tekrar tekrar gösteriyor. Kadınların erkek şiddetinden uzak, bağımsız bir yaşam kurmasını sağlayacak politikalar üretmek yerine “aileyi güçlendirmeyi” seçen devlet de boşanmaları engellemeye, kadınların nafaka hakkını gasp etmeye çalışıyor. Kayyumlar kadınları şiddete karşı koruyacak destek mekanizmalarını ya ortadan kaldırıyor ya da tamamen işlevsizleştiriyor. Tıpkı Şişli’de olduğu gibi.

 

“ERKEK ŞİDDETİNE KARŞI FEMİNİST MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

Durdona Khokimova belki ayrılmak istedi, belki hayır dedi, belki de kendi hayatına dair bir karar almak istedi ve öldürüldü. Bunu bilmiyoruz. Ama Durdona Khokimova’yı öldüren erkeklerin cesaretlendirenin devlet ve kadınların öldürülmesini meşru gören patriyarka olduğunu biliyoruz. 

Göçmen kadınların şiddet karşısında başvuru mekanizmalarına ulaşması neredeyse imkansız ve tehdit dolu. Yaşanan çeşitli olaylarda şiddet faili erkeğe işlem yapılmayıp kadınların sınır dışı edildiğini biliyoruz. Göçmen kadınların ise haklarını aramak istediklerinde geri gönderme merkezlerine gönderildiklerini ve yine sınır dışı edildiklerini de. Failler AKP’li vekilin evinde öldürülen Nadira Kadirova davasının üstünün rahatlıkla kapatılabilmesine güveniyor. Erkekler, Karabük’te Dina’nın öldürülmesinden sorumlu tek erkeğin de beraat etmesinden güç alıyor!

Nasıl erkek şiddeti evde, sokakta, okulda, işte, her yerdeyse feminist isyanımız da her yerde. Erkek şiddetine karşı feminist mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu