
Editörün Sesi…..
Hakikatin Bedeli: Kalemler Neden Özgür Olmalı?
Bugün 3 Mayıs. Takvimler “Dünya Basın Özgürlüğü Günü”nü gösteriyor ama bugün bizim için sadece bir kutlama değil, aynı zamanda bir muhasebe günü. Demokrasinin “dördüncü kuvveti” olarak adlandırılan basının, bugün ne kadar “kuvvetli” ne kadar “bağımsız” olduğunu yüksek sesle sorma vakti.
Haber, Birilerinin Basılmasını İstemedikleri Şeydir Gazetecilik, sadece olanı biteni aktarmak değildir; gazetecilik, görünmeyeni görünür kılmak, saklanmak isteneni gün yüzüne çıkarmaktır. Eğer bir ülkede kalemler, birilerinin konforunu bozmasın diye kısıtlanıyorsa; eğer manşetler gerçeklerden değil, sadece talimatlardan besleniyorsa, orada demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Özgür basın, sadece gazetecinin lüksü değil, halkın nefes borusudur. Bu boru tıkandığında, toplumun boğulması kaçınılmazdır.
Yerel Basının Direnişi Özellikle yerel basında görev yapan bizler için bu mücadele iki kat daha zordur. Güç odaklarıyla yüz yüze, kapı komşusu olduğumuz bir düzende; tarafsız kalabilmek, halkın hakkını korumak ve eğilip bükülmeden yazabilmek büyük bir irade gerektirir. Bugün sadece kağıt masraflarıyla, ekonomik baskılarla değil; aynı zamanda “aman tadımız kaçmasın” diyenlerin yarattığı sansür mekanizmalarıyla da çarpışıyoruz.
Halkın Haber Alma Hakkı Kutsaldır Şunu net bir şekilde söylemek gerekir: Gazetecinin özgürlüğü, aslında halkın haber alma özgürlüğüdür. Biz sustuğumuzda, sizin hakkınız yenir. Biz sustuğumuzda, yolsuzluklar karanlıkta kalır. Biz sustuğumuzda, sokağın sesi kısılır.
Basın özgürlüğü, bir imtiyaz değil; şeffaf, adil ve hesap verebilir bir yönetim anlayışının temel şartıdır. Kalemini sadece hakikate mürekkep yapan, baskılara boyun eğmeyen, rüzgara göre değil gerçeğe göre yön alan tüm onurlu meslektaşlarımın gününü kutluyorum.
Unutulmasın ki; gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır ve o gerçeği taşıyan kalemler asla kırılmaz
Haber: Lerzan Göremen











