Kültür

Bilinmeyen Türkler

Aydınlar Ocağı’ndan Bilinmeyen Türkler Konferansı

Kocaeli Aydınlar Ocağı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Kent Konseyi arasında imzalanan YEDEP Projesi kapsamında ‘TÜRKOSFER Bilinen – Bilinmeyen Türkler ve Kocaeli’ Konferansı yoğun bir ilgiyle gerçekleşti.

++++

Kocaeli Aydınlar Ocağı öncülüğünde ve YEDEP Projesi kapsamında düzenlenen TÜRKOSFER Bilinen – Bilinmeyen Türkler ve Kocaeli isimli konferans, Dr. Süleyman Pekin, Tarihçi Agop Minasyan ve Siyaset Bilimci – Yazar Alptekin Cevherli’nin sunumlarıyla Cumartesi akşamı Kocaeli Sivil Toplum Merkezi’nde büyük bir katılımla gerçekleşti.

Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı Av. Gürkan Uysal’ın rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı program, saygı duruşu ve İstiklâl Marşı okunması ardından Başkan adına Yönetim Kurulu Üyesi Av. Fatih Kürşad Atalay’ın açılış konuşması ve hazirunu selamlaması ile başladı.

+++++

DR. PEKİN, YILLAR SÜREN ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ

Aynı zamanda program moderatörlüğünü de üstlenen Dr. Süleyman Pekin, TÜRKOSFER ifadesi ile dünya üzerindeki aynı atmosfer gibi, Türk katmanını kast ettiğini söyledi. Türk Dünyası’nda bugün bildiğimiz veya az bildiğimiz Türk Devlet ve topluluklarının yanı sıra hiç bilinmeyen çok sayıda topluluk, özerk bölge ve kişiler olduğunu da ifade etti. Yıllar süren bir çalışma neticesinde ortaya çıkan ‘TÜRKOSFER Bilinen – Bilinmeyen Türkler’in önemli bir bölümünün de Kocaeli ile bağlantılı olduğundan bahsederek, Antik çağlardan günümüze Kocaeli ve Bölgesi’nin Türk Dünyası üzerinden yoğun bir göç aldığını ifade etti. Kuzey Amerika yerlilerinden Kuzey Afrika’ya ve Orta Doğu’dan Avrupa’nın pek çok bölgesine kadar Türk soylu topluluklar bulunduğunu dile getirdi. Bunların bir kısmından bizim haberimiz olmadığı gibi, bir kısmının da kendilerinin Türk olduğundan haberi olmadığını belirtti. Proje kapsamında basılacak olan ‘TÜRKOSFER Bilinen – Bilinmeyen Türkler ve Kocaeli’ kitabıyla bunlarla ilgili çok önemli araştırmaların gün yüzüne çıkacağını açıkladı.

Bilinmeyen Türkler

+++++

MİNASYAN, AKMEŞE VE BAHÇECİK’TEKİ YAPILAR

Tarihçi – Yazar Agop Minasyan da sunumunda Turan Dünyası’nda Türk Kağanlarının her zaman diğer dinlere mensup kişilere karşı müsamahalı davrandığından örnekler vererek, laiklik sanıldığı gibi son asırlarda icat olmuş bir kavram değildir. Türk hakanları binlerce yıldır laiklik ilkesini uygulamışlardır, dedi. Türkler, tarihleri boyunca çeşitli dinlerle karşılaşmış ve bir kısmı bu dinleri benimsemişlerdir diyen Agop Minasyan, Çuvaşlar ve Gagavuzlar Hristiyan olurken, Hazarlar da Museviliği benimsemişlerdir dedi.

Bahçecik ve Akmeşe civarında Osmanlı Devleti tarafından getirilerek iskân edilen Ermeni nüfusun burada kolej, çarşı ve evler kurarak belli bir sayıya ulaştığını ve ancak 1920’li yıllardaki şartlar nedeniyle göç ettiklerinden bahsederek, keşke inşa ettikleri yapılar korunmuş olsaydı, bugün için bölgeye bir turizm geliri oluşturmuş olurdu dedi. Kendisinin de Akmeşeli olduğundan bahseden Minasyan, bugün bile bölgeye gittiğinde halkın kendisine sıcak davrandığını ve ailelerinin parçası gibi gördüklerini ifade etti.

+++++

CEVHERLİ, TÜRKLER BALKANLAR’IN YERLİSİDİR

Daha sonra söz alan Siyaset Bilimci – Yazar Alptekin Cevherli Türk tarihi ile ilgili kısa bir video sunumu ardından özellikle Avrupa ve Balkanlar’daki tarihi Türk göçlerinden ve günümüze uzantılarından örnekler verdiği konuşmasında şu hususlara değindi: “Bugün Balkanlar’ın yerli halkları olarak bilinen Arnavutlar aslında Kafkasya’dan Karadeniz’in kuzeyinden geçerek Balkanlar’a yerleşmişlerdir. Bugün Batı dillerinde Arnavutluk’un karşılığı Albania’dır. Ayn isim hâlâ bugün Azerbaycan’ın batısındaki bölgenin de adıdır. Yine ayn şekilde Bulgaristan’ı kuran Asparuk Han’ın soyu, bugün İdil – Ural ve Volga bölgesinde yaşayan Bulgar Türkleri’nden gelmektedir. Hakeza Macarlar da artık Türk Keneşi’ne de katılarak Atilla’nın devamı olduklarını ve Hun Türkleri’nden geldiklerini kabul etmişlerdir. Ayn şekilde Makedonlar, Kumanlar, Boşnaklar ve bugün bizim Pomak dediğimiz Peçenekler de Türkistan’da gelmiş diğer Türk halklarının zamanla dillerini kaybetmiş devamlarıdır. Hatta inşallah 2024 yılında yayınlanacak olan yeni kitabımda da; ilk Türk Denizcisi olarak da bilinen Çaka Bey’in hazırladığı bir proje ile kendisi, damadı 1. Kılıç Arslan ve Peçenek Kağanı’nın ayn anda İstanbul’a saldırı düzenleyerek Bizans’ı ortadan kaldırmayı plânladıkları ancak sonu hezimet ile biten baskın harekâtını anlatacağım. Fakat Hristiyan olmuş Peçenek Bey’i Taitius tarafından ihanete uğrayan Peçenek ordusu, bugünkü Lüleburgaz civarında pusuya düşürülerek tamamıyla Bizanslılar ve Hristiyanlaştırılmış Kuman Türkleri tarafından imha edilirler. İşte bugün Pomak dediğimiz soydaşlarımız onların devamıdır. Her bakımdan Türkler, Balkan Yarımadası’nın yerlisidir. Aynı zamanda bugün Kocaeli nüfusunun % 44’ü de Balkan Yarımadası’ndan gelmiş göçlerden oluşmaktadır” dedi.

+++++

TÜRK BİRLİĞİ İÇİN ORTAK PARA BİRİMİ ŞART

MARİMDER Genel Başkanı Ramazan Öztürk’ün, ‘şu ana kadar geçmişte olanları hatasıyla, sevabıyla gördük. Peki Türk Birliği için bundan sonra ne gerekli’ sorusunu yanıtlayan Dr. Süleyman Pekin, ‘Aslında Afrasya kitabımda bu konuda ayrıntılı bir çalışma var. Ama iş, zihniyette bitiyor. Milliyetçilik ilkesini gerçekten benimsemek ve kültür kodlarını yeniden düzenlemek gerekiyor. En önemlisi de bunu gerçekten istiyor muyuz diye karar vermek gerekiyor. Biz öncelikle birbirimizle savaşıyoruz. Türk, Türk’ün en büyük düşman haline gelmiştir’ dedi.

Alptekin Cevherli de ayn soruya verdiği cevapta, ‘Hazırladığım videoda da görüldüğü gibi tarih buyunca bütün devletlerimizi neredeyse kendimiz yıkmışız. Bu nedenle bir daha Türk devletlerinin birbiriyle savaşmasının kesinlikle önüne geçilmesi lazım. Bugün Türk Dünyası’nın potansiyeli yine mevcuttur. Şartlar akıllıca değerlendirilirse, 50 yıl içerisinde Türkler, yine dünyanın tek süper gücü haline gelebilirler. Ancak daha sonra birbirine bir daha düşmemesi için tarihten ders alınması ve bunun şimdiden önüne geçilmesi gereklidir. Bunun için mesela Türk Dünyası’nın ortak bir Para Birimi, Türk Dünyası’nın ortak bir Merkez Bankası ve Türk Dünyası’nın ortak bir Barış Gücü olarak askeri gücünün kurulması gereklidir. Dışarıdan müdahaleye gerek kalmadan bu Barış Gücü, içerideki sorunu çözerek Birliğin devamının teminatı olacaktır’ dedi.

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu