İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nden ABD’ye tepki: Emperyalizm yenilecek!

ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri saldırılarına ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasına yönelik açıklama yapan İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, “Buradan Türkiyeli işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler olarak bu saldırının karşısında bütün gücümüzle durmaya ve Venezuela halkı ile dayanışmayı büyütmeye ve birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri saldırılarına ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun kaçırılmasına yönelik açıklama yaptı. Taksim Tünel Meydanı’nda toplanan İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri açıklamasında 3 Ocak gecesi Venezuela yerel saatiyle 02.00 sıralarında Karakas yakınlarındaki Fort Tiuna başta olmak üzere çok sayıda askeri üs, havaalanı, liman ve Karakas kent merkezinin ABD savaş uçakları ve helikopterleri tarafından bombalandığı hatırlatıldı.
Açıklamada, söz konusu saldırıların uzun süredir devam eden tehditler, petrol tankerlerine el konulması ve Venezuela’ya yönelik ekonomik baskıların ardından “açık bir askeri müdahaleye” dönüştüğü vurgulandı.İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, saldırıların yalnızca Nicolás Maduro’ya yönelik olmadığını, Latin Amerika’da emperyalizme karşı duran tüm ilerici hareketlerin hedef alındığını belirtti. Açıklamada, Hugo Chávez döneminden bu yana Venezuela’daki halkçı yönetimlerin sürekli baskı altında tutulduğu ifade edildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Emperyalist ABD’nin Venezuela’daki halkçı iktidara yönelik bir süredir sürdürdüğü saldırı tehditleri, balıkçı botlarının uyuşturucu taşındığı kisvesi altında bombalanması ve petrol tankerlerine el konulmasının ardından durum açık askeri saldırganlığa dönüştü. 3 Ocak gecesi Venezuela yerel saatiyle saat 02.00 sularında Karakas yakınlarındaki Fort Tiuna ve daha bir dizi askeri üs, havaalanları, limanlar ve Karakas kent merkezi ABD savaş uçakları ve helikopterleri ile hedef alındı, onlarca bölge bombalandı. Bu saldırılar devam ederken Amerikan özel kuvvetleri Venezuela devlet başkanı Nicholas Maduro ve meclis başkanlığından, milletvekilliğine kadar uzun yıllar görev yapan ve hala PSUV üyesi olan Cilia Flores’in bulunduğu konutu basarak ikisini kaçırdı. Şu anda Nicholas Maduro ve Cilia Flores’in bugün itibariyle Amerika’ya götürüldüğü ve orada zorla tutulduğu kamuoyuna yansımıştır. Bu saldırı dünyanın gözleri önünde, tehditler savurarak yapılmış haydutluktan başka bir şey değildir.
Bu saldırılara karşı ise Venezuelalı emekçiler, işçiler, yani milyonlar iktidarlarını savunmak için emekçi semtlerden kent merkezlerine akıyor, kaçırılan başkanın ve eşinin ülkeye iadesini talep ediyor, ülkelerinin egemenlik hakkını savunuyor. Ancak mesele tek başına ne Maduro’dur ne de gelişmeler bugünkü saldırganlıkla sınırlıdır. Emperyalizm her yerde egemenlik ve tahakküm peşinde koştuğu gibi Latin Amerika’da kendisine karşı duran bütün ilerici ve direngen odakları dağıtmak istiyor. Hugo Chavez’in başa geldiği devrimci fırtınalardan bugünlere kadar, oradaki ilerici, emekçilerden yana olan iktidar her zaman hedeflerinde olmuştur.
Emperyalist ABD Venezuela’daki iktidarın yıkılması, ülkenin işgal edilerek işbirlikçi bir kukla hükümetin tesis edilmesi için çabaladıklarını bütün dünyaya ilan etmiş oldular. Eğer böylesi bir kukla hükümet kurulabilirse emperyalist tekeller yerli işbirlikçiler eliyle Venezuela’nın en başta petrol olmak üzere doğal kaynaklarını, nadir elementlerini, iş gücünü yağmalayacak ve oranın bağımlı bir ülke haline getirilmesini hızlandıracak. Bugünden “Venezuela’yı biz yöneteceğiz, petrolleri ile ilgileneceğiz” diyerek planlar yapan ve emperyalist tekellerin bizzat Venezuela ekonomisini ve kaynaklarını yağmalanmasını hedefleyen emperyalizm açık bir işgale girişmiştir. Bugün Nobel ödüllü emperyalizm işbirlikçisi Machado bu işgali büyük bir sevinçle karşılayarak işbirlikçi bir iktidarın kurulabilmesi için işe dört elle sarılmanın fırsatını kollamaktadır. Emperyalizmin gölgesinde gezinen birçok işbirlikçi devlet de bu saldırıya arka çıkmaktadır. Bugün hedef Venezuela’dır, yarın bu saldırı Küba’ya yönelecektir.
Uzun yıllardır ekonomik ablukalarla, diplomatik baskılarla, tehditlerle, darbe girişimleriyle teslim almaya, yıkmaya çalıştıkları Bolivarcı iktidarı yıkamayan ABD emperyalizmi bunları gerçekleştirebilmek için en başta dezonformasyona, gerçeğin ters yüz edilmesine başvuruyor. Uyuşturucu ile mücadele aldatmacısını kullanarak dünya halklarını bu saldırılara ikna etmek ve halkçı iktidarın üzerine gölge düşürmek istiyorlar. Bugün emperyalist ABD’nin en yetkili ağızlarından çıkan her cümlede bunun nasıl da bir yalan olduğu, saldırıların Venezuela’nın kaynaklarını ele geçirmek ve devrimci dinamiklerini dağıtmak olduğu ortaya çıkıyor.
Ekonomik abluka ile sonuç alamayınca son birkaç haftadır saldırganlığını tırmandıran ve Venezuela petrol tankerlerini askeri zor yoluyla gasp eden ABD, Venezuela’ya boyun eğdiremeyince saldırıya girişmiş oldu. Uzun bir süredir uçak gemileri, taarruz ve saldırı uçakları ve on binlerce deniz piyadesini Venezuela kıyılarına kadar sokan ABD ordusu Trump’ın emriyle saldırıya başlamış oldu. Şimdi Venezuela’daki Bolivarcı iktidar ve emekçi sınıflar bıçak sırtı bir döneme girmiş durumdadır. Artık iktidarı ve kazanımlarını korumak için emperyalizmle gözü pek bir savaşa girilecek yeni bir dönem başlıyor ve Venezuela’da sokağa çıkan milyonlar bunun en büyük güvencesidir. Daha dün yaptığı açıklamalarla iftihar edip Venezuela halkını ve bir bütün olarak bütün dünyayı tehdit eden, haydut bir devlet olarak hareket eden ABD ve yardakçılarına en iyi cevabı savaşan halklar verecek.
Venezuela halkı ve enternasyonalizmi kuşanmış dünya proletaryası ve ilerici güçler saldırının ardından hemen sokakları doldurdu, emperyalist ABD’nin temsilciliklerine yöneldi. Her fırsatta “Kardeşim Maduro, Dostum Maduro” sözlerini sarf eden, ama Amerika işgale girişir girişmez sessizliğe bürünen ve Venezuela’yı yalnız bırakan iktidarın tutumu, bu saldırıları onayladıklarını göstermektedir. Emperyalizmin dünyadaki saldırganlığına karşı duracak tek güç halklardır, Venezuela halkının gerçek dostları ise NATO üyesi devletler değil, Türkiye’li emekçilerdir. Halkların ortak düşmanı emperyalizmdir, kurtuluşumuz da emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı Venezuela’dan coğrafyalarımıza kadar birlikte mücadele etmekten geçiyor.
Gazze’den Venezuela’ya ve oradan emperyalizmin saldırdığı bütün coğrafyalara kadar emperyalizme boyun eğmeyenler, emperyalizme karşı savaşanlar kazanacak! Buradan Türkiyeli işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler olarak bu saldırının karşısında bütün gücümüzle durmaya ve Venezuela halkı ile dayanışmayı büyütmeye ve birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”











