Mustafa Göksel”Yaşamın Kıyısındayım”

Hayatta inişlerde çıkışlarda yaşarız kimi zaman. Sevinçlerde
kederlerde acılar üzüntülerde olsa yinede mutlulukları
yakaladığımızda veya elimizdeki nimetler ve sevdiklerimizin
üzülmesi bizi ne kadar terbiye eder önemli olan o.
Bu saydıklarımızın Her zaman kıymetini bilmemiz gerektiğini
aklımızdan çıkarmayalım. Yoksa bunu bize yaşayatan tecrubeler aklımızı başımıza getirir.
CANIMLA VE EN SEVDİKLERİMLE SINANDIM
Bugün bu yazımda size kendi yaşadıklaımdan bahsedeceğim. Bir
insan hayatta böylesine zorlu imtahanlardan nasıl geçer. Nasıl büyükbir sınav dizisine tabi olur örneğini bizzat yaşadım.
- Son 1.5 ayda öyle büyük bir imtahandan geçtimki anlatamam. Tam
işler yoluna giriyor derken. Haziran’ ın 11 inde geçirdiğim bir iş
kazası neticesinde yaklaşık 3.5-4 metre arası bir yükseklikten
betona düştüm. Sırt üzeri düştüğüm için ölümün kıyısından döndüm.
Kaza sorası hemen acil servise götürüldüm. O arada yanımda olan
mesai arkadaşım getirid beni araca atıp getirdi. İlk müdahalenin
ardından nöbetçi doktor 1 gece müşayedede kalacağımı söyedi ve
ambulansla şehir hastanesine getirildim. Bir gece müşayedede
kaldım. Ertesi gün göğüs cerrahı uzman doktor geldi. Kaburgamın
üzet kısmında beşinci derece tek bir kırık olduğunu, sadece sırt üstü
düştüğüm iin ensemin altından kuyruğuma doğru geniş bir yar
aolduğunu bu yaradan içeri hava girdiği için ciğerimin ödem
baloncuk yaptığını söyledi. Ertesi akşam taburcu olup eve geçtim.
Yaklaşışk 10-12 gün kadar çelik korse taktık birde ezik çürükler
batmalardan sağ kolumu 5-6 gün kulanamadım askı ile gezdim.
Doktorun talimatı gereği bol bol su içip yürüyerek 20 günde ödemi
attım ama gemi gibi şiştim biraz şimdi normalim 76 kilo.
İçim dışım kemik suyu çoorba oldu ama şifa gereği hergün içtik.
Yiyecek ekmeğim varmış ki Yüce Rabbim yüzüme baktı hayattayım.
Hayatta kaybetmekten korkuyorum dediğim çoğu şeyi kaybettim. Artık bundna sonraki tek varlığım ailem yakın birkaç dostum ve en
önemlisi bir tanecik sevdiğim dünyamın ömrümün ikinci baharı ve en
güzel hazinesi. Kazanın 5. Ci günü bir ceza yedim ve 40 gün hasret
kalarak hatamın cezasını yeterince çektim. 5 gün evde yatmam
lazım olsa da nereye yatıyosun düz yan yatamayınca 6 yastık atlar
gibi oturur vaziyette ayakta uyudum. Birde bunun üzerine 16 haziran
günü son kez görüştüğüm 36 senelik birlikte büyüdüğüm ortaokulu
beraber okuduğum geçmiş dönemde bir süre işyerinde beraber
çalıştığım ve bir ekmeği bölüştüğüm şehrimizin en tanınmış dünya
iyisi mükemmel yürekli güzel esnaflarından çocukluk arkadaşım
aniden Sakarya Karasu Kocaalideki köye yazlıklarına gece kızının
ısrarıyla ailecek gitti. (Aslında ecel çağırdı ne desek boş). Ayın 17 si
günü akşamı 12 yaşında kızı karnatinaya alınmış yasaklı denize
girdikten sonra akşam 7 gibi boğulma tehlikesi geçirince suya
atlayıp kızını kurtarmaya çalışırken suda 2 defa kalp krizi geçirip
bayılıyor. Cankurtaranlar müdahale ediyorlar. Kızını su üzerinde
tutmayı başarıp kurtarıyor ama 25 dakika suda beyine oksijen
gitmeyince karaya çıkarıdklarında kalbi duruyor çalıştırıyorlar.
Sakarya eğitim ve araştırma hastanesine kaldırıldı ve orada da kalbi
yine durdu çalıştırdılar. Yatışının üçüncü günü entube edildi. İç
organları 22 günde güç bela çalışır duruma getirilsede beyin
hükmetmedi kandan beyine oksit gitmeyince tepki vermedi.
Bende kardeşim o haldeyken dururmuyum. Onun da yine yanında
çalışmış yıllardır dostumuz olan sevdiğim bir abimin arabası ile
haftada iki gün 5 hafta boyunca gittik yanlarında olduk. Kendi canımı
bir kenara koyarak mumya gibi gittim. Sırtımda korse, kol askı.
Mesele sevdiklerim olunca gözüm bir şeyi görmez burç Balık nede olsa.
Günlerce acılar içinde hem bitanem sevdiceğimden yediğim cezamın
dolmasını bekleyip, hemde kardeşimden bir umut uyanır tepki verir
canlanmaya başlar umudu ile 1 ay gözyaşı döktüm. Son sekiz gün
kala ağız ve burundan yemek vermeyi denediler. Bünye kabul etmedi
ve son çare gırtlakla karından deldiler. İşte o delinmede tamam gitti
kardeşim dedim. Ne tekim 24 temmuz Cuma günü sabah ağırlaştı ve
öğlen 40 gündür verdiği yaşam savaşını kaybederek hakkın
Rahmetine kavuştu. Canımdan can gitti. Kazadan önce o son hafta
bir çok eş dosttan helallık almış benide ikimizin ortak tanıdığı bir komşum ve can ciğer bir abime kardeşime sahip çık onu yokla kolla o sana emanet abi demiş benim için.
Koskoca bir köy ve civardaki beldelerden akın ettiler cenazesine. 36
yıllık dostumu kardşeimi toprağa verdik gencecik 43 yaşında.
Burada işin iki yönü var. Acı kısmı 8-9-12-15 olmak üzere arkasında 4
yetim evlat bıraktı. Kurtardığı kızı ‘benim yüzümden oldu ben sebep
oldum. Götürmeseydim o gece babam ölmeyecekti’ diye kendini
suçlayan vicdan azabı çececek bir ömür acı . Burada toparlayıcı en
büyük iş anneye düşüyor. Gelelim teselli kısmına . İşin tesellisi de
tüm Türkiye’ ye örnek teşkil eden kızını kurtarmak için kendi canını
feda eden, fedakar aslan gibi bir baba hikayesi bıraktı arkasında.
Ben bir dostumun kardeşimin acısıyla yandım bir çok eş dost
arkadaşları en başta ailesi de yandılar. Rabbim mekanını cennet
eylesin. Burada benim tesellimde en kıymetlimden yediğim cezam 38
günlük bir hasretin sonunda bitti.
Dostlar sevgili okurlar bu sefer biraz gevezelik ettim farkındayım
ama şu son 1.5 aylık süreçte en başta Canımla, sağlığımla ve en
sevdiklerimle sınandım. Yüce Rabbim tabi tuttuğu bu imtahanla
canımı ve sağlığımı her daim bir ömür korumam gerektiğini ve
sevdiklerimi asla kırmamam ve üzmemem gerektiğini, onlara sımsıkı
sarılmam gerektiğini acı bir şekilde yaşatarak öğretti. Artık
bitanecik sevdiğim ve en kıymetlim başta olmak üzere daha sonra da
aileme sevdiklerime sımsıkıya sarılarak sevdiğimi bir ömür hergün
söyleyerek gözünün içine bakacağımı ve hayatımın en büyük dersini
çıkarmam gerektiğini anladım.
Hayat çok kısa üç günlük dünyada her daim sevgi enerjisi ile dolun
sevdiklerinizi asla üzmeyin ve onlara dört elle sarılın. Yaşanmış
tecrubeyle sabit. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum vede tüm
okurlarıma bilinçli dersler çıkaracağınız iyi okumalar diliyorum.











